tr  en  fr  ru  ar

Yazarlar

.
Özgün

Muhkem, Müteşabih Ve Te’vil

Özet: Bu makalenin konusunun fıkıh usulündeki delalet bahislerinde kullanılan terimlere vaz’ediliş ve kullanılış maksatları açısından genel bir bakış olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda bu terimlerin ortak anlamları olup olmadığı irdelenmiş, usul ilminin tarihi sürecinde bu terimlerin anlamlarında daralmalar veya kaymalar olmuş mudur, eğer olmuşsa bu durum terimlerin ilk kullanım maksatlarının ihmalinden mi kaynaklanmaktadır, yoksa daha önceki usulcülerin eksik bıraktığı bir gediği doldurmak için midir, bunun üzerine fikir yürütülmüştür. Nasların anlam yönünden kapalı veya açık oluşunu ifade etmek için fıkıh usulünde kullanılan mücmel, mübeyyen, zahir, nass, hafi, müşkil gibi farklı terimlerin ifade ettiği anlam derecelerinin dilsel bir gerçeklik olduğu hatırlatılmış, fakat bu derecelerin izafi yani göreceli olduğuna dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda Ali İmran Suresinin yedinci ayetinin genel anlamı yönünden ve özellikle içerdiği muhkem, müteşabih ve tevil kavramları yönünden, delalet bahisleri için bir ana taslak olarak düşünülmesinin mümkün olduğu üzerinde durulmuştur. Ayette zikredilen terimlerin ve bu terimlerin anlam örgüsünün iddia ettiğimiz göreceliliğe ve esnekliğe hangi yönlerden işaret ettiği açıklanmış, dikkatlice düşünüldüğünde bu terimlerin, nasların anlam yönünden bütünlüğünü ima ettiğine dikkat çekilmiştir. Bu anlamda ihkam, nasların birbirine anlam yönünden sağlam bir şekilde bağlanıp bütün hale getirilmesi, teşabüh ise bir nassın farklı anlamlara gelmeye müsait oluşu, farklı yönlere çekilmesinin dilsel olarak mümkün olmasıdır. Bu durum her ne kadar Arapçanın yapısındaki ifade esnekliğinden kaynaklanıyor olsa da, nihai sebep, nassı anlayıp yorumlarken diğer naslardan bihaber olunması, nassın kendi içine hapsedilmesi yani nassın bağlamının keşfedilememesi, bilinememesidir. İşte bu yönüyle te’vil, anlamı net olmayan, farklı yönlere çekilmesi mümkün olan diğer nasların gerektirdiği yöne çekilmesi, ona göre anlam verilmesidir. Te’vilin sözlük manası da buna işaret etmektedir. Yani net olmayan cümlenin anlamını,ona şeriatın bütünlüğü içerisinde uygun bir konum bulmak suretiyle netleştirmek, tabiri caizse taşı gediğine koymaktır. Bu aynı zamanda ihkam demektir ki muhkem ve müteşabihin göreceli şeyler olduğunu söylemiştik.
Mezkûr ayette ilimde derinleşenlere (er rasihun fil ilm) ve onların müteşabihatın te’vilini bildiklerine dikkat çekilmesi bu yüzden olsa gerektir. Zira Rasihun, şeriatın naslarına, hükümlerine ve bu hükümlerin tafsili ve genel maksatlarına vakıf olmak suretiyle şeriatın külli yapısını bilmektedirler. Anlamı net olmayan bir cümleye uygun bir konum bulmaları onlar için mümkündür. En azından müteşabih ifadeleri şeriata muhalif olan, onunla uyuşmayan bir anlama yormaktan emin olurlar. Bilenler için, şeriatın iç bütünlüğü, anlamı keyfi olarak yorumlaya müsaade etmez. Yine buna paralel olarak ayette kalplerinde meyil bulunanların yani istikameti kaybedenlerin müteşabihatın peşine düşmelerine dikkat çekilmiş onların te’vile meraklı oldukları ifade edilmiştir. Bu yaklaşımımızı destekleyen bir husustur. Şöyle ki insanoğlu, gerek doğru ve hak üzere bulunsun gerek yanlış, eksik, batıl üzere bulunsun, sürekli kendini kabul ettirmek, hakikat üzere olduğunu ispat etmek ister. Bir anlamda kendini tenzih eder. Bu yönüyle müteşabihat kalpleri eğri olanlar için elverişli bir tutamaktır. Zira anlamları esnek olan ve bağlamından koparılan müteşabihat onların iddialarını, tabiri caizse Allah’a (c.c )dahi onaylatmak için onlara imkân sunar. Bu yüzden onlara tutunurlar kalplerinde meyil olanlar. Kanaatimizce insanın bu zaafından dolayı, yani kendini isbat etme hırsından doğan tehlikeden dolayı Allah(c.c.) birçok ayette, kullarını kendisi adına yalan uydurmaktan sakındırmıştır.
Sonuç olarak mezkûr ayetin ihtiva ettiği muhkem, müteşabih ve tevil kavramları ve bu kavramların örgüsü ve birbiriyle bağlantısı dikkate alındığında, ayetin genel anlamıyla hitabı anlama metoduna işaret ettiği görülmektedir ki bu fıkıh usulünün konusudur. Bilindiği gibi fıkıh usulü nasları sağlam ve çelişkisiz bir şekilde anlamanın metodunu ortaya çıkarmak için ortaya konmuş kurallar bütünüdür. Bu yönüyle ayeti fıkıh usulünün çekirdeği, usulcülerin çabalarını da sonuç itibariyle ayet için yapılmış şerh çalışmaları olarak değerlendirebiliriz. Bu teorik boyuta ilaveten, ayet insanların hakikate yaklaşımlarındaki farklı ahlaki tutumlarını ima yoluyla gözler önüne sermekte, onlara bu hususta bir dua tavsiyesinde bulunup, ahiret hatırlatmasıyla hitama ermektedir.

Anahtar Kelimeler: -

Stil

Düzen Stili

Geniş
Dar

Dar Stil Desenleri

  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern

Dar Stil Resimleri

  • images
  • images
  • images
  • images
  • images

Renk Şeması

Stili Sıfırla