tr  en  fr  ru  ar

Yazarlar

.
Özgün

Doğru Okuma Bağlamında Mushaf’a İşaret Konulması: İ’câm Ve Sonrası

Özet: İ‘câm, yazılışları birbirine benzeyen harfleri ayırt etmek ve okumayı sağlamak için mushafa nokta ve hareke konulmasıdır. Kur’an’ın orijinalinde bunlar yokken Arapça bilmeyenlerin İslâma girmesiyle ortaya çıkan kelimeleri yanlış okuma (tashîf)’ten ve gramer hatası (lahn)’den Kur’ân’ı korumak için Abdulmelik (86/705) devrinde Ebû’l-Esved ed-Duelî (69/688) tarafından, benzer harfleri ayırmak ve seslendirmek için nokta ve harekelerkonulmuştur. Kurân’ın mana, hüküm ve kıssa bütünlüğüne uygun okunmasını amaçlayan vakf ve ibtida ilmi çalışmalarından süzülerek oluşan, durulacak yerlerin (vakf) çeşitlerini belirleyen ve es-Secâvendî’nin (560/1164) ihdas ettiği sembol harfler (secâvendî’ler) ile periyodik Kur’ân okumaları sistemleştirmek için oluşturulan cüz, hizb, aşr vb. bölümlerinin sembolü olan harflerin mushafa işaretlenmesi de pratikte i‘câm gibi algılanmıştır. Kur’ân’ın orijinalliğini korumak kaygısıyla karşı çıkılan noktalama ve harekeleme, sonradan aynı kaygıyla caiz ve hatta vacip görülmüştür. Secâvendîler yerleşmiş olmakla birlikte bulunduğu yerdeki mana ile uyumuna dikkat edilmelidir. Ancak, cüz vb. bölümlemeler, iç bütünlük gözetilmeksizin ayet sayısına göre yapıldığından baştan beri tartışmalıdır; mutlaka yeniden düzenlenmelidir.

Anahtar Kelimeler: -

Son Zaman Ayarı-I: Yıl, Aylar ve Haram Aylar

Özet: İslâm’da Ramazan orucu, hacc, kurban kesme gibi ibadetler özelliğine göre yıllık, aylık veya günlük zaman dilimlerine tâbidirler ve tahsis edildikleri vakitlerde yerine getirilmeleri şarttır. Bundan dolayı Allah Teâlâ, insanların bozmuş olduğu sene ve ay düzenlemesini son dinle birlikte âlemin yaratılışındaki ilk şekline yeniden döndürmüştür. İbadetlerin icrasına esas olan yıl, ayın hareketlerine bağlı olan “kamerî yıl” ve aylar da on iki “kamerî ay”dır. Hz. Peygamber tarafından bu ayların adları zikredilmiş ve sıralaması da yeniden belirlenmiş olup dört tanesinin savaşın, yağma vb. yapmanın yasak kılındığı “haram aylar” olduğu vurgulanmıştır.
Kaynaklar “haram aylar” uygulamasının Hz. İbrahim’le başladığını bildirilmektedirler. Bu aylarda itaatlerin ecrinin de hataların cezasının da daha büyük olacağı ilâhî bir ferman olarak ilan edilmiş ve bu süreçte “zulüm yapılmaması” emredilmiştir. “Zulüm yapılmaması” terimi bu ayların “hurmet”ini ihlal etmeyip konulan yasağa saygı göstermek, yerlerini değiştirmemek (nesî’), bu aylarda kötülüklerden özellikle uzak durmak ve bu süre zarfında savaş yapmamakla tefsir edilmiştir.
Haram aylarda savaş yasağı hükmünün kaldırılıp kaldırılmadığı tartışma konusu olmuştur. Bir kısım alimlere göre bu yasak devam etmektedir. Bazılarına göre bir kısım ayetlere ya da Hz. Peygamber’in bazı fiilî uygulamalarına dayalı olarak kaldırılmıştır. Kimi âlimlere göre de özde böyle bir yasak da yoktur, kaldırma da. Zaten savaşma yasağının devam ettiğini savunanlar bile, bu aylarda Müslümanlara bir saldırı olduğunda buna misliyle karşılık vermelerinin peygamberî bir uygulama olduğunda hemfikirdirler.
Müşriklerin “haram aylar”a bakış açıları bir gelenekten ibarettir. Buna rağmen anlaşma ile sonuçlanan birkaç “ficâr savaşı” dışında onlara hürmet göstermişlerdir. Müslümanlara gelince, “haram aylar”a hürmet etmektedirler. Zaten onlar, ilke olarak barıştan yana olup fiilî ya da sözlü bir tacize maruz kalmadıkça saldırı savaşı başlatan taraf olmayacaklardır. Fakat bir saldırıya maruz kaldıklarında da aynıyla karşılık verme hakkına her zaman sahiptirler.

Anahtar Kelimeler: Kamerî yıl ve aylar, Haram aylar, Zulüm, Savaş yasağı, Nesh, Ficâr savaşları

Son Zaman Ayarı-II: “Nesî” Ya Da Haram Aylara Müdahale

Özet:

İslâmiyette Ramazan orucu, hacc vb. ibadetlerin Kur’ân’ın belirlediği “kamerî yıl” ve on iki “kamerî ay” düzenlemesinde belirlenmiş olan zamanlarında yapılması şarttır. Hz. Peygamber, bilinmekte olan bu ayları tekraren belirlemiş olup bunlardan Zülka‘de, Zü’l-Hıcce, Muharrem ve Recep, harp vb.nin yasaklandığı “haram aylar”dır.

Câhiliye devrinin müşrik Arapları Hz. İbrahim’den gelen alışkanlıkla kamerî yılı kullanıp haram aylara hürmet etmişlerdir. Zamanla bunların peş peşe gelen ilk üçü boyunca baskın, vurgun vs. yapmadan durmak işlerine gelmez oldu. Sistemi değiştirmediler ama ilk üç haram aydan Muharrem’in “haram”lığını helal olan Safer’e erteleyerek, ertesi sene aksini uygulayarak alışkanlıklarına devam ettiler. Bu özel erteleme biçimine “nesî’ ” adı verilmiştir. Hacc mevsiminin ticarî, siyâsî vb. menfaatlerine uygun zamanlara denk gelmesi için de senenin artık günlerini arada bir, on üçüncü ay olarak seneye ekleyip seneye de nesî’ uygulamışlardır.

İslâmiyet, zamana kendi özgün düzenlemesini yaptıktan sonra aylar ve sene üzerindeki nesî’ uygulamasını, katmerli küfür ve sapıklık nitelemesiyle yerdi ve yasaklamıştır. Böylece, zaman üzerinde önceleri yapılmış veya daha sonra yapılması muhtemel benzeri tasarrufların, dinî ameller ve ibadetler adına hiç bir hüküm ifade etmeyeceği de söylenmiş olmaktadır. Artık bundan sonra aylara endeksli dinî vecibelerin ifasında esas olan zaman ölçüsünün kamerî yıl ve kamerî aylar olduğu da böylece kesin hükme bağlanmıştır.-

Anahtar Kelimeler: Kamerî yıl ve aylar, haram aylar, nesî (erteleme)

Stil

Düzen Stili

Geniş
Dar

Dar Stil Desenleri

  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern
  • pattern

Dar Stil Resimleri

  • images
  • images
  • images
  • images
  • images

Renk Şeması

Stili Sıfırla